Kiren Jogi | ARTİST VE YAPIMCI

“Londra dünyanın laboratuvarıdır”

Birmingham’da doğdu fakat Bollywood’u fethetmek için Bombay’a taşındır. Şimdi, her iki dünyayı birleştirmek niyeti ile, sahip olduğu yapım firması Indian London Film Company ile eve dönüyor. Kendisi ile Londra’da görüşüyoruz.

Metín: Lucía Martín | Fotoğraflar: Carlos Luján | Video: Kreativa Visual

Ü
lkenin en aktif kültürel merkezlerinden biri olan Southbank Center’dayız. Bu gece burada BAFTA ödüllerini veriyorlar ve kent şıklık ve glamour saçmakta. Atmosfer, Kiren Jogi’nin 2008 yılında ‘Veiled Existence’ filminin galasına katılmak için gittiği Cannes film festivaline benziyor. O filmde Büyük Britanya’ya taşınan Hintli bir kadını canlandırıyordu. Gerçek hayatta tam tersini yapmıştır: İngiltere’yi Bollywood’la değiştirir. Dünyanın en büyük sinema endüstrisindeki çevirdiği ilk film Nolan’ın ‘Memento’sunun Hint versiyonu olan ‘Ghajini’ (2008) oldu. Hindistan’da yılın gişe rekorlarını kırdı. O zamandan beri, film çekimleri onu İstanbul, Bangkok, Singapur veya Paris’e kadar götürdü.
Southbank Centre’ın terasından Big Ben, London Eye ve Parlamento’yu görüyoruz. Kiren bu ‘roof garden’in akşamüstleri çimde mojito içen güzel insanlarla dolduğunu anlatıyor bize. ‘Rooftops’larından çok publarında pint’leri ile daha çok tanınan, tipik Londra ‘afterwork’u değil, fakat burada her şey mümkün. Londra’nın birçok yüzü var. Kiren Jogi’nin de. Artist, yönetmen, yapımcı ve senaryo yazarı. Günümüzde hayatına paralel giden bir televizyon dizisi çekimine konsantre olmuş vaziyette: İngiltere’de bir Bollywood yapım firmasını yöneten Hint kökenli bir İngiliz artisti canlandırıyor. Gülerek “Biraz otobiyografik, fakat ben onun gibi deli değilim” diye açıklamada bulunuyor.
İki dünya arasındaki füzyon kariyerini belirlemiş. Indian London Film Company yapım kuruluşu da bu kültür karışımından besleniyor. “Doğu ile Batı arasında, hiçbir babanın rededemiyeceği bir evlilik şeklinde mükemmel bir birleşme” şeklinde sunum yazılarında cesurca ifade ediyorlar. Kiren Jogi için, Londra bu birleşmenin poligram versiyonu olabilir. “Burada Doğu Batı, Amerika, Hindistan, Avrupa, Çin’le … birleşiyor, sanki burası dünya laboratuvarı gibi”. Bu çok kültürlü Londra’yı tanımak için ne yapması gerektiğini açık bir şekilde biliyor: “Dolaş. Çevre mahalleleri tanımak için bir gününü ayır. Orada küçük şehirler ve her taraftan gelmiş insanlar topluluğu bulursunuz. Bir dünya kenti tanımış olursunuz”.
Kiren Jogi
İngiltere’nin başkentinde kendisini en çok büyüleyen bu tarafı. “Londra kent olarak herhangi bir kreatif kişiye ilham kaynağı oluyor. Her taraftan insanlar ve ortamda çok enerji var. Anıtları ve turistik yerleri, mimarisi veya tiyatrolarından bir yan sokakta küçük bir kafesine kadar”. Sırtındaki perspektif ona hak veriyor. Solda, tüm uyruklardaki turistleri büyüleyen klasik ve anıtsal Londra. Sağda, sanat galerileri ve tasarımlı gökdelenlerle sofistikasyon. Onu biraz zora sokuyoruz ve efervesan ve değişken bu Londra’nın özünü yakalayacak bir planı seçmesini istiyoruz. “Zannediyorum ki South Bank kenti tamamen tanımlıyor: kozmopolit ve geleneksel atmosfer, kültür, canlılık… Buradan National Theatre, Parlamento ve turistik yerleri görüyoruz. Hepsi aynı yerde”.
London Eye y Westminster Palace
Woody Allen’de ‘Match Point’ filmi için de Thimes nehrinin güney kıyılarını seçmiş ve hatta Katrina Kaif ‘Namastey London’da Millenium Bridge’de çıplak ayakla dolaşmıştır. Londra her yıl binlerce film için seçilen sahnedir. Notting Hill veya Bridget Jones gibi klasiklerden Gerard Butler ve Morgan Freeman’ın en son çevirdikleri ‘Hedef: Londra’ filmine kadar. Ve sadece Hollywood’da başarı kazanmıyor. İngiltere’nin başkenti Avrupa’da Bollywood yönetmenlerinin de favori destinasyonudur. Kiren için, nedenleri açık. “Londra’da bir film çektiğinizde, özellikle Bollywood filmleri, hep aşk üzerinedirler. Kentin, aşık olunacak, o yeni ve serinletici tadı var”.
Onun Londra ile olan ilişkisi uzun vadeli bir aşk. Burada, Theatre Royal Stratford East’de, ‘Anita ve ben’ adlı eserin sahnede kaldığı aylar boyunca yaşadı. “Tiyatronun kalbinde böyle bir şeyin parçası olmak büyüleyici bir deneyim oldu. Londra her zaman ‘o yer’ olmuştur. Metroya girdiğiniz andan itibaren, her şey tiyatronun etrafında dönüyor. Her yerde oynanmakta olan, küçük yapımlardan en büyüklerine kadar, eserlerin afişleri var”. Görüşmemiz sonrası dolaştığımız West End’de de. Güneş bize nefes aldırmıyor, fakat Kiren’in yüzünden gülümsemesi eksik olmuyor. “Bombay’daki kadar sıcak yapmıyor” diyor buzlu kahvesinden bir yudum alırken.
River Thames

Hala Hindistan’daki kente sık sık seyahat etmekte, fakat burada olduğunda daima Southall’e geliyor. “Londra’nın mini-Hindistan’ı gibi”. En gerçek Hint lokantasını sorduğumuz zaman, gülücükler arasında henüz hiçbir tane bulamadığını itiraf ediyor (Büyük Britanya’da 9.000’in üzerinde Hint restoranı var, yani her Çin restoranı için iki Hint restoranı var anlamına gelmesine rağmen). Fakat bize bir ipucu veriyor: Southhall’de Broadway sokağı. “Eğer bu sokaktan yürüyerek inersen, Hindistan’ın tipik bir tatlısı olan jalebis’i deneyebilir ve Bombay, Delhi veya Punjab’ın tüm lezzetlerini elde edebilirsiniz”. Kiren gibi kreatif bir kişi için, yemek de bir ilham kaynağı. “Yolumdan geçen her şey bana ilham verir”. Ve bunu Londra’da daha çok yaşıyorum.

Önemli adresler
Beldevere Road, London SE1 8XX
Upper Ground, South Bank, London SE1 9PX
Gerry Raffles Square, London E15 1BN
Diğer yolcular 6A
Virgilio Martínez
Şef ahçı ve iş adamı
“Lima’yı bütün yemek lazım”
Görüşmeyi oku >
Liam Aldous
MONOCLE DERGİSİNİN İSPANYA TEMSİLCİSİ
“Madrid yeni bir kültürel yaratıcılık ve eğlence ortamı yaşamak üzere”
Görüşmeyi oku >
Cok Ratih
DANSÖZ VE İŞ KADINI
“Sanat hayattan ayrılamaz”
Görüşmeyi oku >