İstanbul

Çok yavaş çekimde

İstanbul’da kendi keyif anınızı bulun: Boğazda bir tekne gezisi, hamamda bir masaj veya bir nargile içimi ile sona eren ‘meze’lere dayalı bir akşam yemeği.
A

hmed Ömer Şerif’e benziyor ve o bunu biliyor. İlk defa söylemiyorlar ona bunu. Fakat onda en çok dikkati çeken yüzü değil, aksine elleri. Geniş, devasa parmaklı ve dünya haritası gibi avuç içi. Saçımızı ve yüzümüzü kurulamak için başımıza yaydığı beyaz havluyu, gözlerinizi kapatıp, yenilgiyi kabul ettiğiniz ve yapmasına müsaade ettiğiniz yüzünüzün yanlarını parmak uçları ile sıvazlayan eller bunlar. Daha sonra havluyu çekiyor, omuza güçlü bir şamar atıyor ve gülüyor. Artık dünyaya dönmek için hazırsınız demek bu. Veya dünyaya ilk defa çıkmaya, çünkü beşikte sallanmış bir çocuk gibi hissetmemek imkansız.

Tarihi Galatasaray Hamamı

Türkiye’de kişilerin kendilerine ayırdıkları bu zamanları tanımlayan bir kelime var: ‘keyif’.

Ahmed İstanbul Beyoğlu mahallesindeki Tarihi Galatasaray hamamında çalışıyor. Geleneksel Türk banyolarında çalışan bir ailenin dördüncü nesline ait kendisi. Buna rağmen çocuklarının meslekte devam etmemelerinden kaynaklanan üzüntüsünü dudak bükerek dile getiriyor. Müşterilerinin terledikleri ve rahatladıkları yaklaşık 50 dereceyi bulan bir ortamda mermerler arasında yaşamaya alışmış birisi. Bu arada, 15 milyon nüfusu ile, hiç eksik olamayan arabaları ile, sürekli mevcut tarihi ile İstanbul yoluna devam ediyor.

Büyük Mecidiye Camii

Türkiye’de kişilerin kendilerine ayırdıkları bu zamanları tanımlayan bir kelime var: ‘keyif’. Çevirisini aramayın, çünkü yok. Hatta tarifi bile zor. ‘Keyif’ huzur, rahatlama, hatta ekstasisdir. Sadece kendinizi düşündüğünüz saatlerce sürebilen bir anın tadını çıkarmak. ‘Keyif’ yapmak işten çıktıktan sonra tek başınıza bir kahve içmek veya bir nargile içmek ve sanki içinizdeki hayaletleri dışarıya atıyormuş gibi dumanı üflemektir. Arkadaşlarla ‘Meze’ (Türk tapa’ları) ve rakılı (geleneksel anason likörü) hiç bitmeyen, sonunda daima politikadan konuşulan ve dünyanın yoluna koyulduğu akşam yemekleri organize etmektir. Veya, sadece bir vapurda oturmak ve Boğazın kıyılarının geçişine bakmaktır. Tek şart tadını çıkarmak ve, Ahmed’in elleri arasında olduğunuz gibi, Dünyanın döndüğünü unutmaktır.

Kahvaltı etmek için sekiz saat

Cihangir mahallesinde akşamüstü saat beşe kadar kahvaltı edilebilir. Bu bohem, sinema ve televizyonda çalışanları, İstanbul geceleri boyunca çalışan gençlerin yaşadığı bu bölgede sosyal konvansiyonlar bulunmaz. Akşamı kadehleri götürerek geçirenler Firuz camisinin hemen yanındaki kafede akşamdan kalmalığını atmaya çalışırlar. Bazıları, kentte bir referans olan, Van Kahvaltı Evi’nin bir düzine tabağı karşısında enerji yükleme ihtiyacı hisseder. İki saat Türk kahvaltısı (‘kaymak’lı ‘keze’si unutulacak gibi değil) ve tekrar güneş batımını yaşamak için sohbet.

İstanbul da bir ‘keyif’ destinasyonudur. Size bir paradoks gibi gelse bile. Gezgin için, Beyoğlu ve Taksim’in daha modern ve gecemsi İstanbul’undan tarihi Sultanahmet’in gelenekseline kadar bir kontrastlar destinasyonudur. Burada yaşayan halk ülkenin en büyük ve ünlü kentinin son yirmi yılda çok hızlı bir şekilde büyümesinden şikayetçi. Yerel halk için, aceleler ve arabalar dünyası, hiç dinlenmeyen bir kenttir.

Van Kahvalti Evi

Fakat, eskiden Roma ve Osmanlı İmparatorluğunun başkenti, Bizans ve Konstantinopla olan İstanbul, gezginlerden bu yüzünü saklar. Her birimiz istediğimiz tarafını seçebiliriz. Örneğin burunlarını değiştirmek, elmacık kemiğine dokunmalar yapılmasını veya saç nakli yapılmasını isteyen Arap erkek ve kadınlar ünlü (ve ucuz) estetik ameliyatı olmaya gelenler var. Diğerleri tarihi kentin camilerini, dopdolu çarşılarını görmeye ve çaylarını tatmaya geliyorlar. Daha sonra geçmişden kaçanlar ve sabahları kaynayan diskotekleri, kulüpleri ve çatı restoranları veya lüks alışveriş merkezleri ile dolu modern kente dalmayı isteyenleri görüyoruz mesela.

Yerebatan Sarnici

“Burada tüm klişeler yerine geliyor. Batı ve Doğunun iki dünyasının çakışması kaosundan başlayarak” diye, İstanbul’daki Passenger6A’mız gazeteci Ece Üner teyit ediyor bize. O zaman nasıl keyif yapabiliriz? Ayaklarınızın altındaki kenti Buz Luhrmann’ın filminde bir dekorasyon gibi algılandığı Süleymaniye camisinin hemen yanında bulunan Mimar Sinan kafesinde nargile içen gençler bunu nasıl yapacaklarını biliyorlar. Taksim’de 360 gibi barların terasında renkli kokteyl içenler de biliyorlar. ‘Keyif’, Boğazın batı yakasındaki, Ortaköy ve Bebek’de kafe ve balıkçı teraslarıdır. Veya geceleri eşit bir şekilde namaza ve elektronik müziğe gidenler ve Galata kulesinin hemen yanındaki Nardis gibi caz kulüplerine sabah olana kadar dalanlardır.

Mehmet’in vahası

Camın öbür tarafında İstanbul’un Kapalıçarşısı kaynıyor. 4.000 dükkan, 10.000 çalışanı, binlerce turist ve yerel halkı. Bu tarafta, Edith Piaf şarkı söylerken, 72 yaşında ve altmış yıldır bir cerrahın nabzı ile tamir ettiği ve dikkatle baktığı gramafonlarla çevrili Mehmet Öztekin, başını öne eğmiş ve dinler vaziyette sigarasını içiyor. Baba Gramaphon adlı dükkanı çarşıda, gürültüde, bitmeyen pazarlıkta ve ‘smartphones’ların krallığında bir vahayı andırıyor. Onun ve gramafonlarının tarihi, yaşam tarzı olarak en saf ‘keyif’in mükemmel fotoğrafıdır.

360 İstanbul Restaurant

Veya Boğazın canlı resimlerine benzeyen büyük camlı Modern Sanat gibi müzelerdeki kapalı alanda hoş bir şekilde uzayan günlerde. Herkesin uçarak geçtiği eski şehrin meydan-kalbi olan Eminönü’nde, kent karmaşasından uzak, kestane, mısır veya sardalya sandiviçi yemek için durabilirsiniz. Dünyadan inip ayağınızı yere bastığınız yerler. Ve sonunda kentin ritmi sizi yorduysa, Ahmed’in sahip olduğu gibi eller var. Sanki maketten kimse ne de birşey düşmesin diye gezegeni durdurmuş gibi, başınızı sıkıca tutmaya hazır ve devasa eller.

Önemli adresler
Sultanahmet Mh., Ayasofya Meydanı, Fatih
Beyazıt Mh.
Fetva Yokuşu, No 34, Fatih
Mısır Çarşısı  No.: 92 Eminönü
At Meydanı No:7, 34122 Fatih
Kuloğlu Mh.,34433
Alemdar Mh., Yerebatan Cd. 1/3
Making of
Diğer yolcular 6A
Virgilio Martínez
Şef ahçı ve iş adamı
“Lima’yı bütün yemek lazım”
Görüşmeyi oku >
Liam Aldous
MONOCLE DERGİSİNİN İSPANYA TEMSİLCİSİ
“Madrid yeni bir kültürel yaratıcılık ve eğlence ortamı yaşamak üzere”
Görüşmeyi oku >
Cok Ratih
DANSÖZ VE İŞ KADINI
“Sanat hayattan ayrılamaz”
Görüşmeyi oku >