Madrid

İki kentin tarihi

Tamamen kapris. Almodóvar onun için “küstah ve ideal” der. Bazen kozmopolit olur ve başka zamanlar ise gelenek ön plana çıkar. İspanya’nın başkentinin bin yüzü var ve canı hangisini isterse onu gösteriyor. Neden? Çünkü yapabiliyor.
M

adrid bütün kentler arasında en İspanyol olanı, yaşamak için en hoş olanı, insanları en sempatik olanı, ve, ay ve ay, dünyanın en iyi iklimine sahip olanıdır”. Kenti ziyaret ettiği zaman kendisini Ernest diye çağrılmasını isteyen Hemingway bu şekilde yazar. Nobel ödüllü bu şahıs Madrid’e en son 50 yıl önce ayak basmış, fakat bugün ziyaret edenler için değişmeyen birşey var. Ruhunun, kente henüz gelmiş olmanıza rağmen hiçbir zaman size bir yabancı muamelesi yapmıyacağını haykırması.

Cuatro Torres Bussiness Area

Ruhunun, kente henüz gelmiş olmanıza rağmen hiçbir zaman size bir yabancı muamelesi yapmıyacağını haykırması.

Antonio Endülüs doğumlu, fakat sanki tüm hayatı boyunca taksisinden Madrid trafiğine hükmetmiş. Zamanında Habsburg hanedanının kalbinin attığı Plaza Mayor (Büyük Meydan) hakkında tarihi bir anekdotu bana hediye ediyor: ilk 1617 yılında yapımından beri on farklı ismi olmuş. İspanyol Altın Çağının sembolü olan Barrio de las Letras’da (Edebiler Semti) kaybolmamı tavsiye ediyor, buna rağmen kaçırılmaması gereken bir adres veriyor bana. Don Kişot’un yazarının yaşadığı ve öldüğü yer olan Cervantes Sokağında 2 numaralı bina.

Goya ve Velázquez, dünyanın en önemli İspanyol sanatı koleksiyonuna sahip Prado Müzesinin şımartılmış çocuklarıdır. Bronzdan heykelleri ‘Las meninas’ (Nedimeler) ve ‘Los fusilamientos’u (Kurşuna dizilme) çok yakından gözlüyorlar. Arka tarafında, sanki saklanmış şekilde, içerisinde bir galeri barındıran kırmızı renkte modern bir küpe yaslanmış gotik tarzı bir kilise yükselmektedir. Mimar Rafael Moneo’nun müzenin büyütülmesinde geçmiş ile şimdinin ağırbaşlı bir uyum içinde birlikte olmasına karar vermesidir.

Guernica burada değil mi? Bir kadın Rubens’e ait ‘Üç Güzeller’ adlı tablosunun önünde soruyor. Uzak, uzak… Pablo Picasso’nun en evrensel eseri ve savaşa karşı ithamnamesi, günümüzde İspanya’da en çok ziyaret edilen resim müzesi Reina Sofia Müzesinin başının tacıdır.

Moda mahalle

Seyahat kitapçıkları Madrid’in Soho’sunu andıklarında Chueca’dan bahsediyorlardır. Gran Vía’nın yanında Room Mate Oscar otelinin terası, El Huerto de Lucas organik gıda çarşısı ve La Magdalena de Poust ekolojik atölyesi en kozmopolit mahallenin tacını tartışmaya kimsenin cesaret etmeye kalkmaması için yeterli üç nedendir.

Picasso “Sanat edepli değildir” diyordu. Mimarlık da değildir. Reina Sofia müzesinin büyütülmesi çalışmalarında Nouvel Binası Fransız mimar Jean Nouvel tarafından tasarlanmış ve devasa çatısı Madrid göğünü parlak kırmızıya boyamaktadır.

New York Times Matadero’yu (eski mezbaha) “Madrid sanatı için en yenilikçi ve alternatif alan” olarak tanımladı: sahne sanatları, sinema, müzik, tasarım, mimarlık veya şehircilik, hepsi bu alternatif kreasyon laboratuvarına dönüştürülen eski endüstriyel mezbaha ve hayvan pazarına sığmakta.

Museo de Arte Contemporáneo Reina Sofía

Madrid’de, New York veya Hong Kong gibi bir “skyline” ile giydirmeye ne de megalomaniye yaklaşan gökdelenler projelemeye gerek yok. Circulo de Bellas Artes (Güzel Sanatlar Dünyası) binasının çatısından bir göz attığımızda, milimetreyi hesaplayan mimarlık tarzlarından kaçtığını ve bir kaosdan, fakat bunun yanında eski ile yeninin iyi sonuç veren kombinasyonundan kibirlendiğini görmek kolaydır.

Mercado de San Idelfonso

Antik ve modern, kibar ve alçak. “Sadece Madrid’de bulunan ruh” diyordu Hemingway.

Bu Malasaña’da farkedilmekte. Dar kot pantolonlar ve plastik çerçeveli gözlüklerle dolu dar sokaklar. Burada, gündüzleri tasarım mağazası, geceleri bar olan KikeKeller gibi modern ve çokişlevli yerler ile eski ihtişamlar, kağıt peçeteli tavernalar yan yana sıralanırlar. Bu, son yıllarda kentin resmi olarak ‘hipser’ mahalle ünvanını taşımaya ve değer kazanmasına neden olan bir rejenarasyon fenomeni olan soylulaşmanın sonucudur.

El Palentino’nun barı arkasında 60 yıldır çalışan Casto Herrezuelo, Madrid’in en renkli faunasının barından geçtiklerini görmüştür. Böyle olmasına rağmen hala girmek için oluşturulan kuyruğun köşeyi dönüyor olmasına şaşırmakta. Bildiğimiz barlardan biri, tavanda floresan lambalar ve kumar makineleri. Mahallede başlıbaşına bir efsane.

Güzellik dışarıda

15.000 adet bitki 24 metre yükseklikte 460 metre kare alana dağıtılmış. Madrid’de muhafaza edilen az sayıdaki endüstriyel binalardan biri olan CaixaForum Madrid kültür merkezinin cephesi için botanikçi Patrick Blanc tarafından tasarlanan dikey bahçe şehrin akciğerini oluşturur.

Barbería Malayerba

Malasaña’nın içlerine doğru, 2 de Mayo Meydanında, Malayerba, erkeklerin saçını ve sakalını kestirmeye gittiği ve aynı zamanda sohbetlerinde ‘dünyayı düzelttikleri’ eski berberlerin geleneğini tekrardan canlandırıyor. Sizi 50’li yıllara taşıyacak olan dekorasyonu Guillermo García-Hoz’un eseridir. Yirmi yaşlarında bir gencin nasıl sakalını kestiklerini ve bu arada bizi günümüze taşıyan iPhone’u elinden bırakmamasını görmek hoş oluyor.

Aristokrasi ve burjuvazi, gömlek ve kravat, inciler ve çantalar dünya krizinden uzaktalar… Salamanca mahallesi Madrid’in ‘zengin bölgesinin’ adıdır ve İspanya’nın en pahalı caddesi buradadır: Serrano. Mahalle planı kare ve konik adalarla kentin geri kalan mahallelerinden farklıdır ve Ortega y Gasset, Claudio Coello ve Serrano caddeleri civarında lüks markalar buraya yığılmışlardır. Küçük butiklerle dolu ve shopping meraklılarının zorunlu durağı olan Jorge Juan sokağı daha cana yakındır. Organik ürünlerin servis yapıldığı Il Tavolo Verde kafeteryası ve Martina ve Leo’nun işlettiği ‘antic market’ bir nefes almak için mükemmel yerlerdir. Burada 18. Yüzyıldan kalma mobilyaların arasında bir kahve içmek ve 3. Napolyon kapitone koltuğu satın almak için sipariş vermek mümkündür.

Antik ve modern, kibar ve alçak. “Sadece Madrid’de bulunan ruh” diyordu Hemingway. Bu onun ikilikteliğindedir. Ve eğer ilkinde bulunamazsa, onu aramak için tekrar dönmek gereklidir.

Önemli adresler
Paseo del Prado, s/n
Plaza de Legazpi, 8
Calle Corredera Baja de San Pablo, 17
El Palentino
Calle del Pez, 8
Plaza Dos de Mayo, 3
Calle Villalar, 6
Plaza de Pedro Zerolo, 12
C/ San Lucas, 13
Calle de Regueros, 8
Paseo del Prado, 36
Making of
Diğer yolcular 6A
Virgilio Martínez
Şef ahçı ve iş adamı
“Lima’yı bütün yemek lazım”
Görüşmeyi oku >
Cok Ratih
DANSÖZ VE İŞ KADINI
“Sanat hayattan ayrılamaz”
Görüşmeyi oku >
Malik J. Fernando
DILMAH TEA DIRECTOR
“Seylan çayı Sri Lanka’nın özsuyu oldu”
Görüşmeyi oku >