>>>Roma, sonsuza dek genç
Fotoğraf: Alliance / shutterstock.com

Roma, sonsuza dek genç

Ebedi kent olmasının nedeni geçmiş, şimdiki zaman ve geleceğin onda birleşmesidir. Fakat aynı zamanda Roma bin kere ziyaret edilmesine rağmen karşımıza yeni gibi çıkma kapasitesine de sahiptir.
T
ekrardan gençleşmeyi biliyor çünkü kalıntılarından modern zamanlar doğmakta. Via Apia’da dolaşmak ve San Calixto katakomplarında -24 kilometrelik galeriler- ürpermek çağdaş bir egzersizdir. Nelson Mandela “kendinizin ne kadar değiştiğini anlamak için değişmeyen bir yere dönmek gibisi olamaz” demiş. Bu Roma’da başımıza geliyor. Deneyebilirsiniz: Stendhal’ın ‘Roma’da gezintiler’ (1828-1829) adlı kitabındaki adımlarını takip edin ve yedi tepeyi gezin. Campidoglio’ya çıkın ve Capitoline Müzelerine giriniz. Stendhal adını verdiği sendrom tesadüfen İtalya’da başına gelmiştir. ‘Stendhal Sendrom’u o kadar çok hayran kalıyorsunuz ki nefesiniz kesiliyormuş hissine kapılıyor olmanızdır. Şehrin temelini oluşturan Circo Massimo ile Roma Forum’u arasında, Palatino’dan hissedilen ‘güzelliğin aşırı dozu’.
Alberti, Joyce, Goethe, Gogol, Andersen veya Stendhal’ın sözlerinden Roma kentinin edebi parkurları gezilir.
Fotoğraf: Alberto Rodríguez.

Kedigil kent

Roma ve kediler arasında daima özel bir ilişki olmuştur. Kediler kalıntılarının arasında saklanırlar ve kartpostallarda modeller gibi poz verirler. Özellikle sık sık gittikleri bir yer Arjantin Kulesidir. Florida sokağının köşesinde, fotoğraflarının çekilmesinden çok memnun yaklaşık 150 civarında kedinin barınağına dönüşmüştür.

‘Edebi Rehber’i vazgeçilemezdir. Petrarca yazmış “Roma’yı görmeden başka kentlere hayran olanlar ahmaktır”. Bu kitap dünya yazarları tarafından hayranlıkla izlenmiş zamanı belli olmayan yerleri dolaşır. “Dönemlerine seyahat eden ve kelimeleri ile yazarların gözüyle görülen kent” şeklinde çeşitli edebi parkurların düzenlendiği ‘EnRoma’ rehberi açıklama yapar: “İspanyol, çağdaş, eski Roma’nın latin dilinde… yazarlar”. Dickens’ı şaşırtan Roma, Henry James’in İtalyan saatleri, veya Rilke’yi hayran bırakan lirik.
Ziyaretçi Coliseum’u veya Anita Ekberg’e inanarak Trevi Çeşmesini ziyaret etmeden Roma’dan ayrılmamalıdır. Yenilik, bunu yüzü temizlenmiş halde görme şansına sahip olmasıdır. Anfitiyatro iki yıl boyunca restore edildi: yapıları güçlendirdileri cephesini temizlediler ve halkın eriştiği mekanları %25 artırdılar. Yıllar süren onarımlar sonrası Fontana’da olduğu gibi iskeleler kaldırıldı. 16. Yüzyılın ‘Quattro fontane’si de gençleştirildiler.
Arjantin Kulesi kedi barınağı, bölgede kazıların yapıldığı 1929 yılından beri vardır. Başlangıçta kazılar gelişigüzel yapılmış, ve geçen zaman içerisinde, bir organizasyonun idaresi altında sürdürülmüştür.
Fotoğraf: ValeStock / shutterstock.com
Gözler önünde küçük hazineler
Villa Gregoriana parkı, bazı şelaleler gibi, doğal elementlerini diğer sunileri ile kombine eder.
Fotoğraf: Maurizio / shutterstock.com
Roma’nın dışında yer alan 1279 yılına ait Papalık bahçeleri, Castel Gandolfo villaları iki yıldır ziyarete açık bulunmaktadır. Vatikan Müzeleri müdürü Antonio Paolucci bunu ilan ettiğinde, Papa Francisco’nun “doğanın görkemine birleşmiş muhteşem sanatı” paylaşmak istediğini özellikle vurgulamıştır. Gezi güzergahı Barberini bahçelerinde başlıyor: ‘İkinci Vatikan’ olarak tanınan özverili mimarinin gölgesinde aromatik otlar.
Yenilikler bir tarafa, Roma ebedidir çünkü Vatikan veya Pantheon’un ötesinde küçük küçük hazineler hediye eder. Santa Maria in Cosmedin bazilikasında Gerçeğin Ağzına elinizi sokun, fakat daha sonra karşıya geçin ve Ercole Vincitore Tapınağının karşısında durun. Turizmin ötesine doğru bakın. Santa Teresa’nın esrimesinin aklığı ile Santa Maria de la Victoria kilisesinde hayranlıktan ağzınız açık kalsın. Gesù veya Santa Maria la Mayor gibi kiliseleri gezin. Ve EUR’yi ziyaret edin: İkinci Dünya Savaşı nedeni ile gerçekleştirilemeyen Expo için Mussolini tarafından yaratılan mahalle. Bisikletle Villa Borghese’de dolaşın. Yeşil ve turuncular en eğlenceli Trastevere’yi boydan boya geçiyorlar. Tiberina adasını geçin ve Stendhal’ın en son tavsiyesini yerine getiriniz: “Sizden beni sözcük altında yaratmanızı istemiyorum, aksine sadece bir gün Roma’ya giderseniz, gözlerinizi açmanızı istiyorum”.

İlişkili makaleler

Chaplin’s World: Yurtsuzun İsviçre’deki sığınağı

Sinema tarihinin en etkili kişilerinden biri olan Charles Chaplin’e atfedilmiş ilk müze İsviçre’de Cenevre gölünün yanındaki konutunda açıldı.

Gary Nader’in hayali

2016 nın sonlarına doğru LAAM müzesi Miami’de kapılarını açacak. Dünyanın en önemli latinamerikan modern ve çağdaş sanat koleksiyonuna dönüşmesi beklenmekte.

Akdeniz’in kalbi

Roma veya Venedik gibi kardeşlerle fark edilmeden geçmek kolay. Puglia bunu elde edemiyor. Tarihi mirası, efsaneleri ve sahili buna müsaade...

Maskara hayattır

Her iki yılda bir Burkina Faso’da, defile ve ritüel dansların yapıldığı Afrika maskaralarına yönelik FESTİMA adlı bir festival düzenlenir.